ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA

GÜMÜŞHANE TARİHİ

GÜMÜŞHANE TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÜMÜŞHANE
gümüşhane
türkiye günüşhane
gümüşhane türkiye
gümüşhane tarih
gümüşhane tarihi eserleri
gümüşhane tarihi mekanları
gümüşhane tarihi yerleri
gümüşhane resimler
gümüşhane fotoğraflar
gümüşhane manzaralar
gümüşhane kiliseleri
gümüşhane camiları
gümüşhane kervansaraylar
gümüşhane köprüler
gümüşhane mağaralar
gümüşhane yemekleri
gümüşhane görüntüler
gümüşhane video
gümüşhane spor
gümüşhane turizm
gümüşhane otel
gümüşhane yurt
gümüşhane pansiyon
gümüşhane konaklama
gümüşhane iklim
gümüşhane ulaşım
gümüşhane haber
gümüşhane harita
gümüşhane konut
gümüşhane dernek
gümüşhane iş
gümüşhane ihale
gümüşhane emlak
gümüşhane arsa
gümüşhane satılık
gümüşhane kiralık
gümüşhane daire
gümüşhane lojman
gümüşhane toki
gümüşhane sağlık
gümüşhane nüfus
gümüşhane hastahanesi
gümüşhane devlet hastahanesi
gümüşhane ssk
gümüşhane sgk
gümüşhane ekonomi
gümüşhane sanayi
gümüşhane ticaret
gümüşhane tarım
gümüşhane kuşburnu
gümüşhane pestil
gümüşhane köme
gümüşhane valiliği
gümüşhane belediye
gümüşhane meb
gümüşhane trafik
gümüşhane eğitim
gümüşhane okul
gümüşhane kurs
gümüşhane lisesi
gümüşhane yüksek okul
gümüşhane doğa
gümüşhane gezi
gümüşhane tatil
gümüşhane baraj
gümüşhane
GÜMÜŞHANE İLİ TARİH
 Doğuda Bizer ve Muşkilerin yaşadığı Skidides ile batıda Pariyadres dağlarına uzanan ve Güneyde Satala (Sadak) ovası ile çevrili Gümüşhane bölgesinde tam bir kavimler mozaiği oluşmuştur. Yapılan araştırmalarda elde edilen buluntular ancak M.Ö. 3000-2000 arasına tarihlenen ilk Tunç Çağı’nın aydınlatılmasına yardımcı olmaktadır.
 Bulunduğu coğrafi konum itibariyle tarihisel olaylar karşısında daima tampon bölge olarak kalan Gümüşhane’de mimari eserlerin çoğu günümüze ulaşamamıştır. Kapadokya yazılı kaynaklarında bir zenginlik kaynağı olarak sık sık adı geçen ve yoğun ticari ilişkilere konu olduğu belirtilen gümüşün, Asur koloni dönemindeki yoğun çıkarımlar nedeniyle yataklar zenginliklerini büyük ölçüde yitirmiş ve eski çıkarım izleri hemen hemen silinmiştir. Gümüşhane yöresinin Azzi ülkesi adıyla, güneyinden
Suşehri’ne kadar uzanan topraklarına ise Hayaşa ülkesi olarak anıldığı Hititler zamanında zenginlik kaynağı yine gümüştür. Hititler alışverişte değer ölçüsü olarak gümüşü kullanıyorlardı. Hitit İmparatorluğu gerek batıdan gelen Frigllerin ve gerekse kuzey komşuları Kaşkarların saldırıları sonucu zayıflayınca Urartular bölgeye hakim oldular. (M.Ö. 860) Asurların zayıflamasından da faydalanan Urartular bölgedeki nüfuzlarını artırdılar. Aynı yıllarda Ege adalarında ticaretle uğraşan Argonotlar
“Konuk kabul etmeyen hırçın deniz” diye tabir ettikleri Karadeniz’in madenleriyle ünlü yöresine koloniler kurdular. (M.Ö. 756) Böylece Gümüşhane yöresi madenleri de uygarlığa açılmıştır. Bu gelişmeyle birlikte Urartu kültürü ve maden işçiliği Argonotlar aracılığıyla Ege adalarına dek yayıldı. M.Ö. 560’ lı yıllarda Medler Gümüşhane yöresini ele geçirdiler. Ancak Medler yine aynı sülaleden gelen Ahamemiş sülalesinden
II.Kiros (Kuraş) ‘ın başkaldırısı ile yıkılmış ve M.Ö. 550 de Pers Krallığı kurulmuştur. Gümüşhane’de bu sınırlar içinde olup yılda 300 gümüş talen vergi ödemekle yükümlü tutulmuştur. Persler Yunanlılarla yaptıkları savaşlarda yöre insanını da kullanmış, nitekim Kserkes’in M.Ö 480’de Yunanistan’a yaptığı sefere Khalip (Khaledi-Haldi= Gümüşhane,
 Trabzon ve çevresinde yaşadığı belirtilen halk ) Askerleri de katılmıştır. Heredot bu seferde Khaliplerin küçük kalkanlar, kısa mızraklar ve eğri kılıçlarla donandığını yazmaktadır. Bazı kaynaklar ise bu sefere Çoruh Havzasında yaşayan Muşkillerin katıldığını kaydederler. İmparator II. Artakserkses döneminde
 (M.Ö.400 ) Bölgeyi güneyden kuzeye dolaşmış olan tarihçi Ksenefon ise, Pers ordusunda paralı askerlik yapan Makedonyallıların Babil yöresinde Karduklara yenildiklerini, daha sonra ki geri çekilme sırassında Gümüşhane yöresinden de geç tiklerini yazmaktadır. M.Ö 350’lerde zayıflamaya başlayan Pers İmparatorluğu’na Makedonya Kralı Büyük İskender son verdi. (M.Ö. 334 ve 331 ) İskender orduları Gümüşhane yörelerine kadar uzanamadılar Yöre bu yüzden M.Ö 4.yüzyıl başında siyasal bir boşluğun içine düştü. Büyük İskender’in hakimlerinden
Flikos’un Gümüşhane’de gümüş madeni bulması üzerine buraya önem verdiği söylenir. Ege adalarından biri olan Kios adasının tiranı Mitridates Ktistes doğuda İris (Yeşilırmak) ve Lykos (Kelkit) havzasına dek uzanan toprakları ele geçirdi. (M.Ö.301 ) Pontos Krallığının kurucusu olan 1.Mitridates öldükten sonra yerine oğulları geçti. vunma üstünlüğünü korumak için yüzlerce kale yapıldı.
Ordunun zor duruma düştüğü zamanlarda da bu dağlık bölgeye iyi bir saklanma yeri oluyordu. Pontos Krallığının üstünlüğü Kerona savaşında sarsılınca iç çalkantılar başlamış, Lykos (Kelkit) yakınlarındaki Kabira dolaylarında Romalılarla yapılan ikinci büyük savaşta da yenilince Gümüşhane dağlarına çekilmişlerdir . Yöredeki Roma hakimiyeti M.Ö.20. yılda başlamış ve M.S. 395’lere kadar devam etmiş.Kavimler göçü neticesinde Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı Roma diye ikiye ayrılınca
 Gümüşhane yöresi Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalmıştır. Bzans İmparatorluğu döneminde Gümüşhane yöresi de Bzans-Hazar askeri işbirliğinde önemli rol oynamıştır. Kral Jüstinyen zamanında Keçi Kale Kalesi (Kale Bucağında) onartılmıştır. Roma ve Bizans dönemlerinde yörede kurulu kente Argyropolis adı verilmiştir.Yöredeki savaşların asıl sebepleri tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması ve madenleri ile ün şyapmış olmasıdır.
7. ve 8. yüzyıllarda bölge birkaç defa el değiştirmiştir. Halife Hz. Ömer zamanında ( 634-644) Erzincan ve Erzurum Arapların eline geçince Gümüşhane’ de bu egemenliği tanıdı . Halife Hz. Osman zamanından, Emevi ve Abbasilere kadar olan dönem içerisinde el değiştiren yöre Çağrı Bey’ in 1016 yılında Anadolu’ya yaptığı ilk akın sırasında Türklerin eline geçmiştir. 1071 Malazgirt Savaşından sonra yöre
Selçuklu Egemenliğine girmiş , son olarak da 1467 ‘de Akkoyunlular yörede egemen olmuşlardır. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon Rum İmparatorluğuna son vermesiyle bölgede Osmanlı etkisi görülmeye başlanmıştır. Gümüşhane, Trabzon Rum İmparatorluğunun fethedilmesinden sonra Osmanlı hakimiyetine girmiş ve bu hakimiyet 1461 ‘den 1467’ye kadar sürmüştür. Bu tarihten sonra Gümüşhane Akkoyunluların hakimiyetine girmiştir.
Bu hakimiyet 1473 yılında Fatih ile Uzun Hasan arasında vuku bulunan Otluk beli savaşı ile sona ermiştir.1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından kesin olarak alınmış ve Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman (1520/1566 ) İran Seferi sırasında Harşit Vadisinden geçerken Gümüş madeninin bulunduğu eski Gümüşhane yöresinin imar edilmesini emretmiş, böylece buraya 50 ev ve Süleymaniye Camii yapılmıştır.
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı ile 7 Temmuz 1916 tarihinde Ruslar’ın doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz de yaptıkları işgaller ve bunun sonucundaki göçler Gümüşhane’de hayat bırakmamıştır. Ruslar 16 Temmuz 1916 da Bayburt’u aldıktan sonra yollarına devam ederek 19 (20) Temmuz 1916 günü Gümüşhane’ye girmişlerdir. Türk birlikleri fazla karşı koyamayınca Ruslar aynı gün Torul’a girmişlerdir. Böylece Trabzon yolu Ruslar’a açılmıştır.
 22 Temmuz 1916 günü Kelkit üzerine yürüyen Rus Ordusu akşama doğru burayı ele geçirmiştir. Gümüşhane ve çevresi bu işgaller karşısında ve özellikle Ermeni zulmü altında ezilirken Rusya’da Bolşevik ihtilalinin çıkması ve iç çalkantılar sebebiyle Ruslar 18 Aralık 1917 Erzincan mütarekesini imzalamış ve ordularını geri çekmeyi kabul etmiştir.
Ancak Ermeniler katliamlarına devam etmişlerdir. Bunun üzerine mütareke geçersiz sayılarak yeniden savaş başlamış ve bu suretle Torul 14 Şubat Gümüşhane 15 Şubat ve Kelkit 17 Şubat 1918 de Rus işgalinden kurtarılmıştır. Osmanlı hakimiyetinin ilk zamanlarında Erzurum eyaletine bağlı iken sonraları Trabzon’a bağlanan Gümüşhane sancağı 20 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı kanunun 89. maddesinde “Vilayet” başlığı altındaki kanunla 1925 yılında il olmuştur. 1925-1926 tarihli Trabzon salnamesinde “Gümüşhane Vilayeti merkez ilçe ile birlikte Bayburt, Kelkit, Torul ve Şiran olmak üzere 5 ilçe, 5 Bucak ve 377 köyden oluştuğu, 16943 evde 101153 kişinin yaşadığı şehirde hastane olmadığı… Vilayetin ticari durumunun Trabzon-Bayburt-Erzurum büyük yol üzerinde ve İran Transit yolu üzerinde bulunduğundan oldukça iyi olduğu, aslında tarım memleketi olan vilayetin bazı yerlerinde ürünleri yerel ihtiyacı karşılamadığından,
 halkın bir kısmının işçilik, meyvecilikle, katırcılıkla geçindiği” belirtilmektedir. Gümüşhane’nin il olması ile birlikte Ahmet DURMUŞ (Evren-Dilek) Bey Vali olarak atanmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk Belediye Başkanı ise Osman Bey (Ataç) olup, 1922-1934 tarihleri arasında görev yapmıştır. Bayburt’un 1989 tarihinde il olması ve ayrıca yeni ilçelerin oluşturulması ile idari taksimata değişiklik meydana gelmiştir. 1988 yılında Köse 1990 yılında Kürtün ilçe olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Gümüşhane’de yol ve köprü yapımına önem vermiş, tarım geliştirilmeye çalışılmıştır.
 GÜMÜŞHANE İLİ TARİHİ MEKANLARI
GÜMÜŞHANE TARİHİ ESERLERİ
 GÜMÜŞHANE TARİHİ YERLERİ
 ESKİ GÜMÜŞHANE
 Harşit Irmağı’na dökülen, Musalla Deresi’nin yamaçlarında ve bugünkü kent merkezinin 4 km. güneybatısında bulunan ilk yerleşim yeridir. Zaha/Zanka daha sonra Argyropolis, Canca, Eskişehir adlarıyla bilinen yerleşimin ilk kuruluşuna ilişkin bilgiler kesin değildir. Yörede yaklaşık 35 kale kalıntısı bilinmektedir. Bunların Roma ya da Bizans dönemlerinde yapıldığı sanılmaktadır. SANTA HARABELERİ Yağmurdere bucağı sınırları içerisinde olup, merkez ilçeye 90 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Yerleşimin 17. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Santa yerleşimi 9 mahalleden ve 300’ü aşkın yapıdan oluşmaktadır.
 SATALA ANTİK KENTİ
 Satala Antik Kenti (Sadak Köyü) Kelkit ilçesinin 17 km. güneydoğusunda Sadak köyündedir. Yörede XV. Legio Apollinaris armalı tuğla parçaları bulunmasıyla, buranın antik Satala kenti olduğu kesinleşmiştir. Bizans tarihçisi Prokopius, kentin tepelerle çevrili bir ovada kurulduğunu, İmparator Iustinianus’un surları onarttığını bildirmektedir. Satala kenti, Roma Lejyon Kampı çevresinde kurulup, gelişmiş ve imparatorluk döneminde Latin kültür merkezi olmuştur. Satala Kalesi su kemerleri, tiyatro, agora ve diğer yapı kalıntıları kent ve çevresinde görülebilir durumdadırlar. Satala Kalesi’nin, Bizans İmparatoru Iustinianus tarafından onartıldığı bilinmektedir.
 GÜMÜŞHANE İLİ KALELER
Canca Kalesi Kale şehir merkezinin Kuzeydoğusunda,Bağlarbaşı semtindedir. Gümüşhane-Bayburt karayolunun 5.kilometresinden 12 km.kuzeye gidilerek Kaleye ulaşılmaktadır.Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde bu kaleden bahsetmektedir. 1530 metre yükseklikte olan Kale Ana kaya üzerine nispeten yuvarlak planlı olarak moloz taşlarla yapılmıştır.Kale olmaktan çok gözetleme kulesi niteliğindedir.Kule içerisinde bir su sarnıcı yer almaktadır.Doğu-Batı uzunluğu 12 metredir.Ayrıca yüksek duvarlar ile takviye edilmiştir.
Aşut Köyü Kalesi Yapı, Kelkit İlçesi Aşut Köyü sınırları içerisindedir. Yerleşim alanından 500 metre yüksekte, yöreye hakim bir tepe üzerinde dir.Gözetleme ve savunma amaçlı olarak yapılan Kale’nin kalıntıları mevcuttur. Edirne Köyü Kalesi Yapı, Merkez Dörtkonak (Edire) Köyü sınırları içerisinde,Köye ulaşım yolunun üzerinde 200 metre mesafede yer almaktadır. Hakim kaya kütlesi üzerine Savunma ve gözetleme amacıyla yapılmıştır.Kale sur duvarlarının bir kısmı hale ayakta kalmıştır. Kaleye ulaşım patika yolla sağlanmaktadır Kalecik Kalesi Kale, Torul İlçesi kalecik Köyü sınırları içerisinde, ışık köyü ulaşım yolunun üzerinde
Vadiye hakim bir tepeciğin üzerinde inşa edilmiştir. Korunma ve gözetleme amacıyla yapılmıştır. Kale surları iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Surlar tamamen ayaktadır. Akçakale Gümüşhane’nin Bağlarbaşı semtindedir. Kale olarak anılmakla beraber, küçük bir istihkam yeridir. Kale, bir kaya kütlesinden faydalanılmak suretiyle inşa edilmiştir. Daha sonra yapının üst kısmı tamamen yıkılmıştır. Kov (Esenyurt) Kalesi Merkez İlçe sınırları içindedir. Gümüşhane-Erzincan Devlet Karayolu üzerinde 21.kilometredeki ismi kov olan (Esenyurt) köyü sınırları içindedir. Kaleye 6 km’lik stabilize yolla ulaşılır. Kale 130 metre yükseklikteki bir ana kaya üzerine kuruludur.
En yüksek noktası ise 1760 metredir.Kalenin kuzey cephesinin doğu-batı uzantısı yaklaşık 70 metredir. Kale dikdörtgen planlı ve burçlarla destekli bir yapıdadır. Moloztaş ve harçla inşa edilen yapı içerisinde düzgün olmayan kare planlı bir iç kale görünümünde bir yapı yer almaktadır. Kale’nin dış duvarları1.5 metre kalınlığında iç mekan bölümleri 0.90 cm.kalınlığındadır. Duvarların iç kısımlarına ahşap kirişler yerleştirilmiştir. Tüm Kale birimleri ana kaya ile bütünleştirilmiştir. Girişin solunda bulunan burç içerisinde 5 mazgal açıklık bulunmaktadır bunların
 en geniş açıklığı 1 metredir Krom (Vadisi) Kalesi İl’in Kuzeyinde Yağlıdere Köyü Yayla yolunda çevreye hakim ve stratejik bir noktaya kurulmuştur.Kayalık bir alan üzerine inşa edilen 38x30 m boyutlarındaki kalenin güneybatı tarafında 10 metrelik,kuzeybatı tarafında 8 metrelik duvar kalıntıları mevcuttur.Diğer kısımları tamamen yalçın kayalıktır. Ana kaya üzerine moloz taş malzemeden inşa edilmiştir. Mevcut şekli ile daha çok bir gözetleme kulesi görünümünde olup,
Ortaçağ mimarisi özelliklerini yansıtmaktadır. Kürtün Kalesi İlçenin Yukarı Uluköy mahallesinin doğusunda olup,mahalleye tam hakim tepededir.Tepeye bakıldığında kaleyi görmek mümkün değildir.Çünkü kale tepenin içi oyularak inşa edilmiştir. Tepenin 8-10 metre kuzey yönünden yaklaşık 4 m2 genişliğinde bir girişi bulunmaktadır. Ancak söz konusu giriş çeşitli nedenlerle taşlarla doldurulmuştur. İçerisine giriş mümkün değildir. Yöre halkının bu kaleye izafeten bu bölgeye “Kaleyanı” adı vermişlerdir. Halkın anlattığına göre kaleye merdivenlerle inilmekte, iç mekan bir çok kat ve galeriden oluşmaktadır. Kalenin giriş kısmı dörtgen olup, köşeleri oval olarak bir çeşit harçtan yapılmıştır. Kalenin M.S. 6. yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Övündü Köyü Kalesi Kale, Merkez Övündü Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Taş üzerinde zirveye hakim noktada gözetleme amacıyla yapılmıştır.
Keçi Kalesi Merkez ilçe sınırları içerisindedir ve Kale bucağından geçen transit yol üzerinde bulunmaktadır. Bu kaleye halk arasında Kokanes veya Koans da denir. Kale, çok sarp bir kayalık üzerinde yer almaktadır. İhtişamlı bir görünüşe sahip olan bu kalenin iki yolu vardır. Kaleye giriş doğudandır. Kale, doğu ve batı arafından yüksek kalelerle takviye edilmiştir. Kale içerisinde bulunan iki yapı dikkati çekmektedir.
Toprak seviyesinden biraz yüksekte olan yuvarlak kemerler dikdörtgen şeklindeki mekânlara aittir. Arka arkaya bulunan bu iki yapının aydınlığı sağlayacak hiçbir penceresi mevcut olmadığından, bunların zindan olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kalede ayrıca vadiye inen gizli su yolları da mevcuttur. Gümüşkaya Kalesi Dibekli köyünün kuzeyinde dağlar arasındadır. İki dağ arasına açılmış girişin üzerindeki yazıt yeri boştur.
 Kalenin yakınındaki kayalarda gözcü kuleleri, kale içinde düzgün tabanlı, duvarlarında nişler bulunan küçük bölmeler vardır. Yapının çevresinde taş basamaklar yuvarlak bir yapı kalıntısı ve su deposu bulunmaktadır. Burada çeşitli dönemlerden çanak, çömlek, çini parçaları, cam gereçler, gözyaşı şişeleri, ikonlar ve takılar bulunmuştur. Gümüştuğ (Avliyana) Kalesi Torul ilçesine 30 km. uzaklıkta Gümüştuğ köyündedir. Irmağın her iki yakasındaki kalıntılarda Bizans döneminden silahlar, “Konstantinata” basımlı sikkeler bulunmuştur. Sol kıyıda bulunan kalede, 1,5 m. yükseklikte, biçimlendirilmiş beş sütunun, bir tapınağın kalıntıları olduğu bilinmektedir.
GÜMÜŞHANE İLİ CAMİLAR VE TÜRBELER
 Süleymaniye Camii Eski Gümüşhane yerleşim yerinde, Süleymaniye Mahallesi’ndedir. Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı cami, onarımlar yüzünden özgünlüğünü yitirmiştir. Selçuklu geleneğini sürdüren dikdörtgen planlı yapı, mihrap önüne dikey uzanan üç neften oluşmaktadır. Kalın, silindirik gövdeli minare sağlamdır. Geçmişte 6 ahşap direğin taşıdığı düz toprak dam değiştirilmiş, çatıyla örtülmüştür. Camiye bitişik medrese günümüze ulaşamamıştır. 
 Küçük Camii Eski Gümüşhane yerleşim yerinde Süleymaniye Camii’nin arkasında bahçeler içindedir. Yapımıyla ilgili bilgiler kesin değildir. 12. yüzyıl başlarında Danişmendlilerin yöreye gelişlerinden sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kare planlı, tek kubbelidir. Yaklaşık 10 m. yüksekliğindeki kubbe küçük taşlarla örülmüştür. Kapı ve pencereler yuvarlak kemerlidir. Sivri kemerli mihrap, gri renkte taştan yapılmıştır.
 Çamur Köyü Kümbeti Yapı, Kelkit İlçesi Çamur Köyüne 5 km mesafede yolun altındadır. 8 gen üzerine düzgün yontma taşla inşa edilmiştir. Kubbe iç kısımdan kiremit örtüyle tamamlanmıştır. Yapının güney-doğu tarafında giriş kapısının sol yönünde kitabesi vardır. Giriş kapısı tahrip olmuştur. 
Kümbetin yapılış planından Selçuklu dönemi eseri olduğu anlaşılmaktadır. Firdevs Hatun Türbesi Şiran’a giderken Çilhoroz dağı üzerinde yoldan 20 metre solda yer alan Firdevs Hatun Türbesi, kesme taştan sekizgen bir plan üzerine yapılmıştır. Türbenin kuzey cephesinde giriş kapısı, diğer cephelerde birer penceresi vardır. Kubbesi ve saçakları onarım görmüştür. Kuzey cephesinde giriş kapısı üzerinde kitabeler yer alan türbede 964/1566-1567 tarihinde yapılmıştır. 
Halen Yunus Emre İlköğretim Okulu bahçesinde bulunan köfeki taşına yazılı kitabenin de buradan söküldüğü anlaşılmaktadır. Köfeki taşına yazılı kitabede; 1. O mübarek Şehit Firdevs Hatun… 2.Torul…ve anne ve babasına… yazılıdır. Hasan Çagırgan Baba Türbesi Gümüşhane-Erzurum yolu üzerinde Gümüşhane’ye 12 km uzaklıktaki Tekke Beldesindedir. Yapı Kare plan üzerine yapılmıştır. Asıl türbe kısmı ve eklentisi olmak üzere sonradan ilave yapılarak iki kısımdan oluşmuş, dikdörtgen planını çevrilmiştir. Üzerindeki kitabeye göre H.990 Recep/ M.1582 yılında yapılmıştır. Her iki bölüm de tamamen kesme taştan yapılmıştır.
 Bunlardan doğuda olanı yuvarlak kemeriyle dikkat çeker. Asıl Türbe kısmının üzerinde dışa yansımış tromplar, sekiz köşeli taş piramit külah dikkati çeker. -Kitabe ve Anlamı : -Hâzihi mezâru’ş–şerifeti’l-merhum el-mağfur Baba Çağırgan, evliyâu’s-salikati harrarahu fi mahı Recep senete tis’ine ve tis’umie: (Burası merhum, mağfur, feryad eden Evliya Çağırgan Baba’nın şerefli mezarıdır. 990 yılının recep ayında “Temmuz 1582”onu yazdı.) 
Mısıroğlu Türbesi Yapı, Süleymaniye Mahallesi, Süleymaniye Cami altındaki mezarlıkta bulunan türbe Mısırlı Zade Hacı Tahir Efendiye aittir. 1840 yılında ölmüştür. Türbe ölümüne mütakip yapılmıştır. 1760 yılında mısırda doğan Hacı Tahir Efendi Dedesi Mısır Kethüdası Süleyman ağadır. Eğitimini El- Ezher Üniversitesinde tamamlamış, daha sonra bu Üniversitede din alimi olarak uzun süre görev yapmış ve Gümüşhane’ye dönmüştür.
 GÜMÜŞHANE İLİ KİLİSE VE ŞAPELLER
 Kilise ve Şapeller Santa Çınganlı Kilisesi Santa İşhanlı Kilisesi Santa Terzili Kilisesi Santa Piştovlu Kilisesi Hagios Georgios Manastır Kilisesi Ayvalos Kilisesi Panaghia (Meryem Ana) Manastır Kilisesi Olucak (İmera) Manastır Kilisesi Sanata Çakallı Kilisesi
 Çakırkaya (Kalur) Kilisesi Çevreköyü (Zimon) Köyü Kilisesi Çinganlı Kilisesi Aşağıdere Kilisesi Arpalı Köyü Kilisesi Alpullu Kilisesi Pavrezi Şapeli Çinganlı Kilisesi
 GÜMÜŞHANE İLİ KÖPRÜLER 
Köprüler Tohumoğlu Köprüsü Tohumoğlu Köprüsü Gümüşhane-Erzurum yolunun Tohumoğlu kesimindedir.Selçuklu dönemi yapısı olduğu sanılmaktadır. İki gözlü hafif sivri kemerli bir köprüdür. Küçük taşlardan yapılmıştır.Gözlerindeki küçük nişlerin çinilerle süslü olduğu söylenmektedir. Ekim 1575 Ferruh Zad Oğlu Halebi tarafından yaptırılmıştır. Gümüşkaya (Kodil Bahçe) Köprüsü Gümüşkaya (Kodil Bahçe) Köprüsü Gümüşkaya yolu üzerindedir. Tek gözlü ve kesme taştan yapılmıştır. Hafif sivri kemerlidir ve günümüzde hala kullanılmaktadır. Meryem Ana Köprüsü Meryem Ana Köprüsü Büyük Çit Vadisi’nde ve Çit Deresi üzerinde aynı adı taşıyan iki köprü vardır. Her iki köprünün de Meryem Ana Kilisesi’ne ulaşımı sağlamak amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. 
Tek ve geniş gözlüdür. Hafif sivri kemerli, küçük taşların dizilmesi ile yapılan köprü tek ve geniş gözlüdür. Günümüzde de kullanılmaktadır.Yapının yan duvarları ise moloz taşla örülmüştür. Gümüşhane Köprüsü Gümüşhane Köprüsü Yapı,Gümüşhane Merkezde Karakol binası yanında Harşit çayı üzerindedir.İki caddeyi birbirine bağlamakta,
 iki kemeri mevcut olup,biri yuvarlak,diğeri sivri kemerlidir. Kesme taş köprünün üzerine sonradan ilave korkuluklar eklenmiştir. Üç gözlü köprünün tek gözü doldurulmuştur. Kalan iki gözünün ortasındaki kitabeye göre Recep 938/Ekim 1575’te Ferruh Zat Oğlu Halebi tarafından yaptırılmıştır. Bu tarih lll.Sultan Murat’ın (1574-1595) saltanat günlerine tesadüf etmektedir. Kitabenin açıklaması :
 1- Allah bu köprüden su akıtsın,Sahibi ;Ferruh Zad oğlu Halebi. 2- Dokuz yüz seksen üç senesinin Recep ayında Kanberli Köprüsü Kanberli Köprüsü Merkez Canca Mahallesindedir. Harşit Çayı üzerende yer alan köprü tek gözlü yontma taşlarla inşa edilmiştir. Osmanlılar döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Kısmi bir onarımdan geçirilen köprünün kitabesi yoktur. Ardesa Köprüsü Ardesa Köprüsü Torul ilçe merkezinde bulunan köprü 1890 senesinde kesme taştan yapılmıştır. Dere yatağı içinde bulunan iki ayak ve kenarlardaki ayaklar üzerinde yükseltilmiştir. Ayaklar arasında yuvarlak kemerler bulunmaktadır. Köprü korkulukları da kesme taştan yapılmıştır. Yıldız Köyü Köprüsü Yıldız Köyü Köprüsü Yıldız Köyünde bulunan yapı, İlçenin 14 km. güneybatısındadır. 
Köyün hemen girişindeki yapı 26 metre uzunluğunda 3.85 metre genişliğinde ve 9 metre yüksekliğindedir. Sivri Kemerli,Kemer kısmı düzgün kesme taştan yapılmış, yan bağlantı bölümleri ise, moloz taştan örülüdür. Güneydoğusu kısmen yıkık durumdadır. Zigana Eski İpek Yolu Köprüsü Zigana Eski İpek Yolu Köprüsü Yapı, Torul İlçesi Kalkanlı (Zigana) köyü sınırları içerisinde tarihi ipek yolu üzerindedir. Tek ve sivri kemerli yapının kemeri düzgün yontma taşla yapılmış olup, diğer kısımlar moloz taşla tamamlanmıştır. 
Taş Köprü Taş Köprü Yapı, Merkez Yağmurdere Köyü taş köprü mevkiindedir. Taş köprü Yaylası ve çevresi ismini bu Köprüden almaktadır. Köprü iki ana kaya kütlesi üzerine oturtulmuş olup, tek gözlü yuvarlak kemeri düzgün kesme taştan yapılmış, diğer kısımları ise moloz taşla tamamlanmıştır. Söğütağıl Köyü Köprüsü Söğütağıl Köyü Köprüsü Yapı, Merkez Söğütağıl köyü içindedir.Düzgün yontma taşla yapılan tek kemerli köprünün diğer kısımları moloz taşlarla tamamlanmıştır. 
GÜMÜŞHANE İLİ MAĞARALARI
 Karaca Mağarası İlin 17 km. kuzeybatısında, Torul ilçesine bağlı Çebeli köyü sınırları içindedir. Denizden 1550 m. yükseklikte bulunan mağaranın damlataşı şekilleri, sarkıtları, dikitleri, sütunları, bayrak şekilleri, org desenli duvarları, mağara çiçekleri, incileri ve traverten basamakları eşine az rastlanır güzelliklerdendir. Mağaranın toplam alanı 1500 m. ve uzunluğu ise yaklaşık 100 m’dir. Yatay olarak gelişme göstermiş ve yaklaşık elipse benzeyen dört ayrı salonun birbiri ile birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu salonlardan, 
ikisi çatlak sistemlerden sızan suların oluşturduğu duvar damlataşları ile ikiye bölünmüş ve böylece salon sayısı altıya çıkmıştır. Damlataşları oluşumları bakımından hem çok zengin renk ve şekilleri arz eder. Mağara içerisinde sarkıtlar, dikitler, sütunlar, bayrak şekilleri, org desenli duvarlar, mağara çiçekleri, mağara incileri, traverten havuzları ve traverten basamakları görmek mümkündür. 
Arılı Mağarası Torul İlçesi Arılı Köyünde bulunan Mağara Merkez İlçeye 50 km, köy alanına 1 km uzaklıktadır. Torul İlçemizden arılı köyüne 30 km stapilize yolla ulaşılır. Dar bir girişi olan mağara geniş odacıklardan oluşmaktadır. Giriş kısmından sonra çok sayıda salon ve odacık bulunmaktadır. Tavan yüksekliği yer yer 10 metreyi bulmaktadır. Genelde dar ve alçak salonlardan oluşur. Beyazdan laciverte kadar, çeşitli renk tonlarının hakim olduğu sarkıt ve dikitler ilginç bir görünüm arz eder. Geniş ve dar sütunların oluşturduğu mağarada
 damlataşları oldukça güzel örneklerdir İkisu Mağarası Torul-Gümüşhane kara yolu üzerinde bulunan İkisu köyünün Bahçecik Mahallesi üstündeki kayalık falez üzerindedir. Mağaraya Bahçecik Mahallesi’nden bir saatlik bir yürüyüşle ulaşılabilir. Mağaraya giriş oldukça zordur. Girişteki geniş ve yüksek salonun tabanı küçükbaş hayvan gübresi ve üstte kalın guana (yarasa gübresi) ile örtülüdür. Karaca Mağarası’ndan daha büyük ve daha zengin oluşumlara sahiptir.
 İkisu Mağarası, Harşit Çayı’nın kuzeyindeki dağların zirvelerini oluşturan kireçtaşı kayaları içinde gelişmiştir. Giriş salonundan sonraki bölümler mağaranın sonuna kadar sarkıt, dikit ve sütunlarla süslüdür. Duvarlar ve tabanın büyük bir bölümü damlataşlarla kaplıdır. Bazı bölümlerde ise su ile dolu damlataş havuzları vardır. Ardıçlı Mağarası Merkez Dörene köyü yakınındaki Loncunos harabelerinin yukarısında üç bacak tepenin kayalık dik yamacındadır. Mağara Dörene köyüne bir saatlik yürüyüş mesafesindedir. Mağaranın geniş ve yüksek bir girişi vardır. Bu kısımda yakın tarihte insanların barındığını gösteren kazı izleri vardır. Mağara orta bölümlerde çok daralmakta ve yarık şeklini almaktadır. Son bölümde 15 m. lik dik bir inişle geniş bir salona ulaşılır. Mağaranın genelinde damlataşı oluşumları azdır. Ancak mağaranın son kısımlarında duvarlar tamamen damlataşları ile kaplıdır. Ayrıca son bölümdeki salon sarkıt ve dikitlerle süslüdür.
 Üçbacalı Mağara 
 Gümüşhane-Şiran karayolunun üzerinde bulunan Karamustafa köyü kuzeyinde yükselen dağlık alanın tepesindedir. Burası, ortalama yüksekliği 2100 m. olan bir platodur. Mağara, platonun 600 m. kuzey doğusundadır. Üçbacalı Mağara yatay ve dar bir girişten sonra, tavan çökmesi sonucu gelişmiş geniş bir dikey girişe daha sahiptir. Dikey giriş 10 m. çapında ve 4 m. derinliğindedir. Bu dikey girişten sonra mağaranın tabanı kaya bloklarla kaplıdır. Daha sonra 10 ve 14 no lu ölçüm noktaları arasında geniş fakat çok basık bir salon yer alır. Bu salonun tabanı toprak ve yarısı gübresi ile kaplıdır. Daha sonra mağara dar bir kanyon şeklinde devam eder.
 Tavan yüksekliği 10-19 m. civarındadır. Açık gri ve oldukça saf kireçtaşlarının mağara oluşumlarına büyük etkisi olmuştur. Mağaranın orta bölümü ve son bölümü damlalaş oluşumları bakımından oldukça zengindir. Mağaranın sonunda 10 m. uzunluğunda ve 1 m. derinliğinde bulunan göl mağaranın su varlığını göstermektedir. Bu gölden yağışlı havalarda aşağıya akan sular bol miktarda damlataşı oluşumlarına neden olmaktadır. Altıntaş Mağarası Köşe ilçesi Altıntaş ve Yenice köyleri arasında mağara sırtı mevkiindedir. Bu iki köyü birbirine bağlayan yoldan 5 dakikalık bir yürüyüşle mağaraya ulaşılabilir. Mağara, yataya yakın bir uzanımla gelişmiştir. Mağaranın başlangıç ve orta bölümlerinde az miktarda sarkıt, dikit ve sütunlar olmasına karşın son bölümlerde damlataşı oluşumları oldukça yoğundur. Sarkıt ve dikitler doğal görünümlerini korumalarına rağmen insanlar tarafından kısmen tahrip edilmiştir.